"Enter"a basıp içeriğe geçin

Dolandırıcılığın 7 psikolojik ilkesi: Bu teknikleri öğrenerek kendinizi koruyabilirsiniz.

Son dönemlerde yazılı ve görsel medyada sıkça ünlü kişilerin dolandırıldığı haberleri yer almaktadır. Sanki hipnotize  olmuş gibi bu kurban kişiler kendilerinden istenenleri ya sorgulamadan ya da şaşırtıcı derecede itaat ederek yapmışlardır. Konunun ülkemizde gündeme gelmesi sıradan vatandaşlardan sonra bazı ünlülerin de kurbanlardan arasında yer alması ile olmuştur. Son dönemde bu kurbanlar arasında ünlü diyet uzmanı Prof.Dr.Canan Karatay, Galatasaray’ın futbolcusu Burak Yılmaz gibi ünlüler yer almıştır.

Bu konu ile ilgili  PSYBlog yazarlarından biri olan psikolog Jeremy Dean, Cambridge Üniversitesi’nden bir güvenlik uzmanı olan Frank Stajano ve dolandırıcılık senaryoları yazarı (BBC TV’deki The Real Hustle dizisinin senaristi) Paul Wilson’ının  insanların parasını almakta kullanılan basit güven oluşturma hilelerinin 7 temel psikolojik ilkesini tanımlamak üzere yürüttüğü bir çalışma raporunu çok güzel özetlemiştir.

Bu olaylar sadece ülkemizde vuku bulmamaktadır. Jeremy Dean’ın verdiği bir bilgiye göre  dolandırıcılar İngiltere’de her yıl  3,2 milyon insanı 3,5 milyar Sterlinlik bir tutarı kendilerine teslim etmeleri için ikna edebilmektedirler. Bunun nasıl gerçekleştiğini gelin birlikte okuyalım ve çevremizdeki özellikle yaşlılar ve iyi niyetli insanlarla da paylaşarak kendimizi ve sevdiklerimizi korumaya çalışalım.

İyi bir dolandırıcı aslında güçlü sezgilere sahip bir psikologdur. Tıpkı sihirbazlar gibi insan aklının nasıl çalıştığını anlar ve böylece insan aklının zayıflıklarını keşfedebilir. Dolandırıcılara olan düşkünlüğümüz tatmin edilemez ölçektedir ve bu insanlar birer suçlu olmalarına rağmen Hollywood tarafından genellikle pohpohlanmışlardır; The Sting,  Catch Me If You Can  ve Ocean’s Eleven üçlemesi bu tür filmlere örnek olarak verilebilir.

Aslında gerçek, hele ki kurban sizseniz, hiç de o kadar romantik bir durum arz etmez. Araştırma raporuna göre, bir psikolog gibi hareket ettiği iddia edilen bu dolandırıcılar aşağıdaki  psikolojik ilkelerle hareket etmektedirler:

 1. Dikkat Dağıtma

Dikkat bir spot ışığı gibidir; yani belli bir noktaya yöneldiğinde o nokta dışındaki her şey görmezden gelinebilir.

Aslında insanlar sürekli olarak temas ettiğimiz dış dünyadan ne kadar az bilgi geldiğini fark etmezler. Doğal olarak fark etmediğimiz bir şey fark etmediğimiz bir şeydir ama insan aklı fark edilenlerle edilmeyenler arasındaki boşlukları doldurabilecek şekilde tasarlanmıştır. Ama dolandırıcılar bunun tam anlamı ile farkındadırlar ve tüm güven oluşturan hilelerde hemen hemen aynı türden bir dikkat dağıtma yöntemi kullanılır.

Bunun en klasik örneği Bul Karayı Al Parayı oyunudur. Bu oyunun amacı dolandırıcının kardığı kartlar arasında belli bir tanesini bulmaktır.

Bu oyunda bir dizi izleyici de oyuna bakmaktadır ve hedefler (yani siz ve ben) bu izleyicilerin de kendimiz gibi normal meraklı izleyiciler olduğunu düşünürüz; fakat aslında izleyiciler de oyunun bir parçasıdır. Hedeflerin dikkati caddedeki durum (konuşmalar, şakalaşmalar, gülüşler ve heyecan) sebebi ile dağınıktır ve bu yüzden tüm sahnenin bir kurgu olduğunu anlamazlar. Aslında hedef ne kadar çabalarsa çabalasın kazanma şansı yoktur; dolandırıcı her zaman bir adım öndedir.

Stajano ve Wilson Bul Karayı Al Parayı hilesine “kibar soygun” adını vermektedirler.

2. Sosyal İtaat

Stanley Migram klasik çalışmasında insanların itaat etmeye, ve özellikle de otoritesi kabul görmüş bir figür tarafından talep edildiğinde, ne kadar yatkın olduğunu bizlere göstermiştir.

Dolandırıcılar bunun kesinlikle farkındadır ve onlar otorite figürlerine dönük itaatkarlığımızı kullanmaktan büyük bir memnuniyet duyarlar. İnsanlar garson olduklarını düşündükleri insanlara kredi kartlarını, vale olduklarını düşündükleri insanlara arabalarının anahtarlarını ve su işleri kurumundan olduklarını düşündükleri insanlara da evlerinin anahtarlarını kolaylıkla verirler. Bunun en iyi bilinen online (çevrim içi) örneği e-dolandırıcılıktır; yani insanlar sahtekarlara banka detaylarını banklarından geldiğini düşündükleri bir elektronik postaya cevaben vermektedirler.

3. Sürü Psikolojisi

İnsanlar koyun gibidir; onlar birbirlerine yardım etmeden duramazlar.

1950lerde Solomon Asch tarafından gerçekleştirilen klasik toplumsal uygunluk davranışları çalışması göstermiştir ki insanlar diğer insanlarla uyum içinde hissedebilmek için kendi gözlerinin gördüğü gerçekleri dahi inkar edebilmektedirler. Bul Karayı Al Parayı oyununda merkezin etrafında oluşan kalabalık asıl hedefe takip edip aynı şekilde davranacağı bir sürü vermektedir.

Aslında çevrim içi (internet) aleminde binlerce numara ile hedeflere (gerçekte tek başlarına iken) diğer insanlarla beraber oldukları izlenimi verilebilmektedir. Suni kitle oluşturma tekniği ile birden fazla elektronik kimlik oluşturarak örneğin bir politikacının desteklenmesi için aslında olmayan kimselerden faydalanılması hilesi kullanılabilmektedir.

Bire bir ağlarda diğer insanları etkilemek için oluşturulan çoklu kimlikler için Sybil tanımı kullanılmaktadır (çok kişilikli bir karakteri anlatan 1973 tarihli bir kitabın kahramanından esinlenilmiştir).

Durum ister çevrim içi ister çevrim dışı olsun, kitle birey üzerinde müthiş bir baskı uygulayabilmektedir.

4. Ahlaki Zaaflar

Korku aklın düşmanıdır.

Dolandırıcılar da insanların korkularla dolu olduklarını bildiklerinden bu gerçeğe odaklanmaktadırlar. Bazı hilelerde hedeflere yasa dışı amaçlar için satılan ürünler yer almaktadır. Stajano ve Wilson tarafından tanımlanan bir örnekte, “kullanılamayacak haldeki” banknotları tekrar kullanılabilir bir banknot haline getiren müthiş bir mürekkep temizleyici cihaza sahip olduklarını söyleyerek, hedeflere aslında sadece üstü sprey boya ile boyanmış kağıt parçalarının “banknot” olarak yutturulması numarası görülebilmektedir.

Hedefler (kurbanlar) bu dolandırıcılığı gidip şikayet edememektedirler çünkü böyle yaparlarsa kendilerinin de dolandırıcı durumuna düşeceğini bilmektedirler; yani dolandırıcı her şekilde kazanmaktadır.

5. Aldatma

İnsanlar dikkatli olduklarını sandıkları anlarda dahi kolaylıkla aldatılabilir. Dolandırıcılar, birçok insanın herhangi bir durumda olacağını düşündükleri şeyin olacağına dair bir beklentiye sahip olduğu gerçeğini çok iyi kullanırlar. Yani dolandırıcının davranışları duruma uygunluk arz ediyorsa insanlar onun dediklerini kabulleneceklerdir.

Bunun klasik bir örneği “kamyonet sürükleme” olarak bilinir ve bu oyunda dolandırıcılar bir depodan teslimat için taşınan malları çalmak için bir düzen kurarlar. Teslimat adresinin kapısına “Kapı Kırıldı Şu Numarayı Arayın:..” şeklinde bir not asarlar ve kamyonet ile teslimatı yapan kişi de bu numarayı arar. Bu numara yakında saklanan dolandırıcıların numarasıdır ve onlar hemen gelerek ve sürekli çilingirin niye bu kadar geciktiğinden şikayet ederek tüm malları kendi kamyonetlerine aktarırlar. Çoğu zaman malları teslim eden hedef malları dolandırıcıların kamyonetine aktarırken onlara yardımcı olur.

6. İhtiyaç ve Aç Gözlülük

Dolandırıcılar insanların ne istediğini bilir ve hatta bu istekler mevcut olmasa dahi insanların belirli şeyleri istemeleri için onları manipule edebilirler. İnsanların umutsuzluklarına oynarlar; insanlar ne kadar çaresizse tava gelmeleri de o kadar kolay olur.

İnsanların aç gözlülüğü üzerine odaklanan klasik bir kısa tav (hile/oyun/numara/güven oluşturucu hile) “gazla, tavla ve avla” (yüzük oyunu) oyunudur. Bayan dolandırıcı bara girer ve bir süre konuştuğu barmene (hedefe) yüzüğünü göstererek binlerce dolar değerinde olduğunu iddia eder (aslında sahtedir). Daha sonra barı terk eder ve onun yerine erkek meslektaşı gelir ve oturur. Bayan dolandırıcı daha sonra barmeni arar ve yüzüğünü kaybettiğini söyler. Orada oturmakta olan erkek dolandırıcı ise yüzüğü bulduğunu ama bir ödül olup olmadığını sorar. Bunu kadına ileten barmene kadın belli bir ödül rakamı söyler. Barmen ise buradan karlı çıkmak için erkek dolandırıcıya çok daha az bir rakam söyler ve bu tutarı erkek dolandırıcıya verir. Sonra da bekler ki kadın dolandırıcı gelip erkek dolandırıcının barmene teslim ettiği sahte yüzüğü almak için telefonda vaat ettiği yüksek tutarı kendisine ödesin.

Bu numara barmenin aç gözlülüğüne dayanmaktadır; öteki türlü işe yaramayacaktır. Gerçek hayatta şaşırtıcı bir sıklıkta işe yaramaktadır.

7. Zaman Baskısı

İnsanların zaman baskısı altında nasıl karar verdiğini gösteren klasik bir çalışma dolandırıcıların zaten çok iyi bildikleri bir dizi gerçeği akademik bir şekilde açıklamıştır. Düşünmek için zaman yoksa insanlar işleri kısa yoldan halletmeye yatkındırlar ve durumlara duygusal tepkiler verirler.

Yani dolandırıcılar hedefin zaman baskısı altında olduğundan, yani hedefin tahmin edilebilir bir şekilde tepki vereceğinden örneğin aç gözlü olacağından ya da sürü psikolojisine riayet edeceğinden ya da otorite figürüne itaat edeceğinden, emin olduktan sonra işler onlar için çok daha kolay gerçekleşecektir.

Kimler bu Hedefler?

Eğer yukarıda anlattığımız numaralara kimsenin kurban olmayacağını düşünüyorsanız bir kez daha düşünün derim. Son zamanlarda yayınlanan bir rapor İngiltere’de her sene 3,2 milyon insanın sık kullanılan hilelerin kurbanı olduğunu göstermektedir (OFT- The Office of Fair Trading, 2009). Bu da nüfusun %5ine denk gelmektedir ve tava düşenlerin kaybettiği toplam tutar 3,5 milyar Sterlin olarak hesaplanmıştır.

OFT raporu hedeflerin kimler olabileceğini de araştırmış ve bir dizi derinlikli sonuca ulaşmıştır:

  • Genel olarak, tava gelen insanlar bir işte dolandırıcılık olup olmadığını daha fazla araştıran insanlar olmaktadır. Kurbanlar durumu çok düşük ihtimalli ve alabilecekleri bir risk olarak gördüklerini itiraf etmişlerdir.
  • Tava gelenler genellikle düştükleri oyunu diğer insanlara anlatmamışlardır; sanki diğerlerinin berbat bir oyuna geldiğini kendisine söylemelerini istememişlerdir.
  • Bu insanların %10’u ile %20’si arasında bir kısmı birden kez tava gelen insanlardır; bir kez yanmış olmalarına rağmen gene ve gene tuzağa düşen insanlar.
  • Tava gelenler genellikle kötü karar veren insanlar değildir; bunlar sıklıkla profesyoneller ya da başarılı iş insanlarıdır.

“The Real Hustle” televizyon programının sonunda iyi bir tavsiye verilmektedir: “eğer gerçek olmayacak kadar iyiyse büyük ihtimalle öyledir.”

Kaynaklar:

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir